Sağlık hukuku, hem ülkemizde hem de dünyada gelişim gösteren hukuk dallarından biri haline gelmiştir. Tüm dünyada öncelikle insan haklarına verilen önemin artması, hak arama bilincinin yerleşmesi ve teknolojik gelişmeler ile birlikte bilgiye ulaşmanın daha kolay hale gelmesi gibi etkenler hastaların, sağlık çalışanlarının ve sağlık kuruluşlarının bu hukuk alanına olan ilgisini artırmıştır. Hem hastanın hem de sağlık personelinin haklarının korunması bakımından sağlık hukukunun önemi artık tartışmasız bir şekilde yeni bir boyut kazanmıştır.

     Hasta ile hekim/sağlık kurumu arasındaki ilişkinin hukuksal niteliği bakımından bağımsız çalışan hekimler, özel hastaneler ve kamu hastaneleri ayrımı önemlidir.

     Bağımsız çalışan hekim veya özel hastane ile hasta arasında hukuksal ilişki; “Sözleşme İlişkisi”, “Vekâletsiz İş Görme İlişkisi (Özellikle acil durumlarda veya içinde bulunulan durum gereği hasta ile sözleşme kurulamaması hallerinde hastaya yapılan tıbbi müdahaleler hakkında.)” ve “Haksız Fiil İlişkisi” olarak üç ayrı şekilde olabilir.  Ayrıca sözleşme öncesi sorumluluk da söz konusu olabilecektir. 

     Kamu kurumunda çalışan hekimler ile hasta arasındaki ilişkide ise bir idari hizmetin yürütülmesi söz konusu olduğundan İdare Hukuku kuralları uygulama alanı bulacaktır.

     Hasta ile bağımsız çalışan (özel muayenehanesinde hizmet veren) hekim veya özel hastane arasında kurulacak sözleşme için herhangi bir şekil şartı öngörülmemiştir. Yazılı ya da sözlü hatta zımni olarak kurulmuş bir sözleşme geçerlidir. Bu sözleşmenin hukuki niteliği kural olarak vekâlet sözleşmesidir. Bazı durumlarda eser (istisna) sözleşmesi de söz konusu olabilecektir.  Özellikle diş protezi veya estetik operasyonlarda belirli bir sonucun ortaya çıkması hedeflenerek taahhüt altına girildiğinde eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması yerinde olabilecektir.

      Bağımsız çalışan hekimler tarafından veya özel hastanelerde yapılan tıbbı müdahaleler sonucunda meydana gelecek uyuşmazlıklar, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında Tüketici Mahkemelerinde görülecektir. Bu uygulama kamu hastaneleri bakımından geçerli değildir. Hasta ile kamu hastanelerinde görevli hekim arasında tıbbi müdahaleden kaynaklanan uyuşmazlık hakkında İdare Hukuku prensiplerine göre, idare mahkemesinde dava açılmalı ve idare hasım gösterilmelidir. Kamu kurumunda görevli hekime karşı doğrudan talepte bulunulamaz ve dava açılamaz. Uyuşmazlık idareye yöneltilmelidir.

     Sağlık hukukundaki bu uygulama, bağımsız çalışan veya özel hastanede çalışan hekim ile kamu hastanesinde çalışan hekim arasında uygulamada farklılık yaratmaktadır.

     Tüketici Mahkemelerinde açılacak davalar için harç istenmediğinden, harcın gereksiz dava açılmasını önleyici etkisi ortadan kalkmıştır ve özel hekimler ile özel hastanelere karşı dava açılması kolaylaşmıştır. Bu durum kamu kurumunda çalışmayan hekimler ve diğer sağlık personeli hakkında dezavantaj oluşturmaktadır.

     Tıbbi uygulama nedeniyle açılacak davaların Tüketici Mahkemelerinde görülecek olmasının hastalar bakımından ise avantajları vardır;

a. Hasta kusurlu sağlık hizmetinin yeniden görülmesini isteyebilir.

b.Özellikle diş protezi ve estetik operasyonlarda hasta ayıplı gerçekleşen operasyon neticesinde ortaya çıkan eserin ücretsiz düzeltilmesini veya bedelinden indirim yapılmasını isteyebilir.

c. Hasta eserin ayıplı olması nedeniyle sözleşmeden dönebilir.

d.Hasta bu seçimlik haklarıyla birlikte Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir